MALTA GEZİ NOTLARI

MALTA GEZİ NOTLARI

06 01 2017

Türk Hava Yollarının direkt olarak Malta uçuşu ile yaklaşık 2,5 saat süren bir yolculuk sonrasında Malta Havaalanına ulaştık.

Yine benim üstün problemi çekme yeteneğim ile en sıkıntılı memura denk geldim. Bir sürü sorunun ardından tam onay kaşesini nihayet bastı derken, memur kaşeyi yanlış bastığını fark etti. Düzelttikten sonra nihayet havaalanından çıkabildik.

Otelimiz Malta’nın başkenti olan Valetta’daydı. Havaalanından kişi başı 5 Euro vererek otelimize shuttle hizmeti ile ulaştık.

Hemen denizin kenarında olan 4*lı Kennedy Nova isimli otelimize yerleştik. Sahil boyunca çok sayıda cafe ve bar var. Hatta birkaç tane Türk restoranına bile rastlamanız mümkün.

  


 

Hava Kasım ayı olmasına rağmen 22 dereceydi. Güneşli ve açık havada dolaşmak kesinlikle çok keyifliydi.

Öğlen yemeği için pizza tercih ettik. Oldukça başarılı ve doyurucuydu. Yine en hassa noktamız olan domuz etine dikkat etmek gerekli. Her şeyin içinden çıkabilir. Kaldığımız bölgede adanın en uç noktasında büyük bir avm var. İçinde ünlü markaların bulunduğu bu avm’de fiyatlar ülkemize göre pahalı geldi.

Şehir genelinde tarihi doku hiçbir şekilde bozulmamış. Sanki heran bir yerlerden şövalyeler çıkacakmış gibi.

  
  


 

Valetta’nın merkezinde trafiğe kapalı yerel bir caddesi var. Bu cadde üzerinde Arkeoloji Müzesi,st Johns Cathatreli, Şehir kütüphanesi, oyuncak müzesi, savaş müzesi gibi yerleri ziyaret edebilirsiniz.

Genel olarak şekilde toplu taşıma kullanılmakta, her yerde durakları rahatlıkla bulabilirsiniz. City sightseing araçları 15 euro karşılığında sizi gezdiriyor.

Akşam yemeğimizi St Johns Cathetralinin karşısında bulunan bir restoranda yedik.

  
 

Tercihimiz deniz ürünleri oldu. İngiltere’de çok bulunan fish and cips burda da çok yaygın. Yerel şaraplarından olan Valetta’nın hem kırmızı hem beyaz seçeneği vardı. Biz kırmızıyı tercih ettik. Rahat içilebilen tatlı bir şaraptı.

Yemeğin sonunda garsonun ikram ettiği limonlu likör ise gerçekten nefisti. Şişe fiyatını sorduğumuzda oldukça pahalı olduğunu gördük.

Sabah uyandıktan sonra kahvaltımızı otelde yaptıktan sonra 2.günümüz için araç kiralamaya karar verdik.  Bu arada trafik Malta’da tersten akıyor. Karşıdan karşıya geçerken bolca şaşırdık. Günlük 32 euro’ya Hundai getz kiralamış olduk.

İlk durağımız olan popeyes village’a doğru yola çıktık. Yol üzerinde bir köprü üzerinde kalabalık grupları görüp yavaşladık. İple köprüden iniş ve vadiyi iple geçiş gibi aktiviteler yapılıyordu. Çok küçük çocuklardan orta yaş insanlara kadar geniş bir topluluk   bu aktiviteler için sıra bekliyordu. Biz vadiyi iple geçmeye karar verdik. Kişi başı 12 euro ödedikten sonra sıraya girdik. Kesinlikle denenmesi gereken bir aktivite. Resmen kısa süreliğine de olsa uçmak çok heyecen vericiydi.

   


Popeye köyüne ulaştığımızda sanki bir masalın içine girmiş gibi olduk. Dünyanın en ünlü denizcisi olan temel reisin filmi 1980 yılında burada çekilmiş. Film seti o tarihten bu güne kadar korunmuş ve eğlence merkezi olarak devam ettirilmiş.ilk bakışta masalsı mimarisi ve muhteşem doğası ile sizi mutlaka etkileyecektir. Bakir bir koyun kıyısına tertemiz bir denizin kenarına kurulan bu köy sanki bir kartpostalmış gibi görünüyor. Sizi ilk girişte temel reis, Safinaz ve Kabasakalı canlandıran animatörle karşılıyor.


 

Dünyanın en ünlü denizcilerinden biri, gücünü ıspanaktan alan Temel Reis olsa gerek. Malta’da 1980’de çekilen filminin seti o zamandan beri olduğu gibi korunuyor ve ziyaretçilerine bir hayal âleminin kapılarını açıyor. İçinde birbirinden sevimli evler, yeme içme mekânları, oyun alanları, parklar, sergiler, müzeler bulunan Popeye Village, ailece vakit geçirebileceğiniz renkli bir eğlence merkezi.

Hatıra eşyası ve sevdikleriniz için hediye de götürebilirsiniz. Temel Reis ve filmin diğer kahramanlarının baskılarının bulunduğu kıyafetler ve objeler, magnet ile Malta’ya özgü yerel hediyeliklerin satıldığı bir dükkân sizi bekliyor. Burada köyün panoramik bir fotoğrafını yansıtan kartpostallardan biri size hediye ediliyor.

Popeye Village’te, filmde Temel Reis’in evi olarak kullanılan yapı hiç dokunulmadan korunmuş. Diğer yapıların da içini gezebiliyorsunuz. İki katlı evler, köye gelen meraklılarının gezmesi için müze gibi kullanılıyor. Odalarda, gerçekten biri yaşıyormuş gibi tüm eşyalar yerli yerinde, hepsi de Temel Reis kahramanlarından esinlenerek hazırlanmış.

  
         
 

Çizer Elzie Crisler Segar’ın yarattığı Temel Reis, Robert Altman’ın yönetmenliğinde sinemaya uyarlandı. Temel Reis’i Robin Williams, Safinaz’ı Shelley Duvall canlandırdı. Film için Malta’nın bakir bir köşesinde büyük bir set hazırlandı. 7 ay içinde yaklaşık 20 ahşap evden oluşan bir köy kuruldu, inşaat malzemelerinin bir kısmı Hollanda ve Kanada gibi ülkelerden getirildi. Sonuçta ortaya çizgi filmlerden fırlamış gibi duran etkileyici bir sahil yerleşimi çıktı.

Temel Reis’in kasabasınından ayrıldıktan sonra Marsaxlokk’a doğru yola çıktık. Bu kasabada göller ve nehirler çok olduğu için balıkçılık oldukça yaygın ve ilk gözünüze çarpan limanda demirlemiş rengarek tekneler.

    

Ve bu tekmelerin hepsinde göz resmi çizili,inanışa göre bu göz şans getiriyormuş. Bir çok hediyelik eşyanın üzerinde de görebilirsiniz.


Özellikle deniz ürünlerini sevenler burayı Pazar günleri ziyaret etmeli çünkü çok taze ve çok çeşitli balıkların bulunduğu bir pazarmış.


 

Balıkların yanısıra elbiseden,hediyelik eşyaya,gıda ürünlerinden elektronik eşyalara kadar bir çok ürünü uygun fiyata bulabilmeniz mümkün.

Marsaxlokk’un bir diğer önemli tarafı ise, burada pek çok balık lokantasının bulunması. Bir akşamüstü buraya gelip ya da pazarı dolaşıp yorulduktan sonra istediğiniz balığı sipariş ederek, afiyetle yiyebilirsiniz bu lokantalarda. Yarım gününüzü, belki biraz daha fazlasını Marsaxlokk pazarına ve balık lokantalarına ayırabilirsiniz.

Kesinlikle çok huzurlu ve sakin görünen bu kasabayı ziyaret etmelisiniz.

Burdan ayrıldıktan sonra adanın diğer tarafında bulunan Dingli uçurumlarına gitmeye karar verdik. Monte Cristo kontu adlı filmin bazı sahneleri bu kayalıklarda çekilmiş.

  
 

İsmini Dingli köyünden alan bu uçurumlar, Rabat’a iki kilometre uzaklıkta. Uçurumlar, deniz seviyesinin 250 metre yukarısında, böylelikle Malta kıyı şeridinin en yüksek noktasını oluşturuyor. Kenarlarda yürümek oldukça tehlikeli, fakat bir o kadar da heyecan verici. Özellikle gün batımında, burada muhteşem bir manzara oluştuğu kesin ama bizim gittiğimiz anda çok şiddetli rüzgar vardı. Kayalıkların çok yakınına bile maalesef gidemedik. Uçurumların hemen yanında ise bir radar binası ve kilise bulunuyor. Dilerseniz buraları da ziyaret edebilir ve fotoğraf çektirebilirsiniz.

Bir güne bu kadar yer sığdırdıktan sonra biraz dinlenmek için otelimize döndük. Biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için Başkent Valetta’ya gittik. Meydanda Başkanlık binasının karşı arasında bir cafe’de oturup,şarap, tatlı patates kızartması ve hamburger yedik. Valetta adındaki kırmızı şarapları kesinlikle çok güzel. Uzun bir süre burada oturduktan sonra sokaklarda biraz daha dolaşıp otelimize döndük. Sabah arabayı teslim edip Valetta’ya Ferryboat ile on dakika içerisinde geçiş yaptık.


 

Karayolu ile çok dolaşmak zorunda kaldığınız için mesafe uzun gibi geliyor ama deniz yolu ile 10 dakika içinde varmış oluyorsunuz.

İlk olarak oyuncak müzesini ziyaret ettik.

       
 

Yetişkin ücreti kişi başı 2 euro.  Bu müze küçük çocuklara daha çok hitap etmesine rağmen yetişkinler de bu müze sayesinde çocukluklarına dönmeyi başarabiliyor. Ve beğendiğiniz bazı eski oyuncakları satın alabiliyorsunuz.

Savaş müzesine gittiğimizde hayal kırıklığına uğradık çünkü tadilat dolayısıyla kapalıydı. Biraz aşağısında bulunan şovalyeler hastaneleri müzesine doğru yöneldik.


  
                

Bu müze çok detaylı şekilde canlandırılmış koğuşlar,mahkumlar,ameliyathaneler hepsi detaylı balmumu heykeller ile canlandırılmış.kesinlikle çok nemli olan bu ortamda nasıl yaşanmış insan hayret ediyor doğrusu. Bu hastane 1575-1582 yılları arasında Saint Jean Hospitaier tarikatının en büyük üstadlarından Cesar tarafından St. Elmo kalesinin kara tarafına yani yarımadanın deniz tarafına yapılmış. Hastane dışarıdan bakıldığında 2 kat görünüyor, alt katta binadan denize doğru uzanan bir tünel yer alıyormuş. Savaş döneminde hastalar ve yaralılar bu tünelden taşınmışlar. Yine bu tünel vasıtası ile şövalyeler gizlice buradan giriş çıkış yapmışlar. Çok etkileyici olan bu müzeden çıktıktan sonra öğle yemeği için bir cafe seçtik ve yine pizza yemeği tercih ettik. Yemeğimizi bitirip otele doğru hareket ettik çünkü uçak saatimiz yaklaşıyordu. Eşyalarımızı toparlayıp taksi ile havaalanına doğru yola çıktık. 20 dakikalık bir rötar ile uçağa bindik.

Malta ile ilgili genel bilgiler

Güney Avrupa’da, Sicilya’nın güneyinde yer almaktalar. Malta takımadaları 3 büyük, 2 küçük adadan oluşur. Özellikle Avrupalı turist ve lisan öğrencilerinin tercih ettiği bu adanın 30’u aşkın özel okulu vardır. 1996 yılından bu yana tüm dil programları Eğitim Bakanlığı’nın denetimine alınmıştır. Malta adası bir eğitim ve turizm adası olma yolundadır.

Yapılan birçok arkeolojik çalışmada da bu durum kanıtlanmıştır. Malta, tarihinde birçok savaşa şahit olmuştur. Kendi topraklarında da birçok savaşa dahil olan ülke, sonunda kendi sınırlarını çizebilmiştir. Kendi cumhuriyetini 13 Ocak 1974 yılında kuran Malta bu şekilde tam bağımsızlık sağlayarak yoluna devam etmiştir. Yaklaşık olarak 410 bin nüfusa sahip olan ülke, birçok ülkeye göre oldukça küçüktür.

Malta’da ilk yaşayan insan belirtileri 1.Neolitik Döneme dayanmaktadır. Yeni Taş Devri insanlarının varoluş kanıtlarına Malta’nın güneyinde, Birzebbuga’nın yakınındaki Ghar Dalam mağarasında rastlanmaktadır. Arkeologlar bu bölgede önceki dönemlerden kalma geyik, hipopotam ve bodur fillerin kalıntılarını da keşfetmişlerdir. Bu kalıntılar, Malta’nın günümüz Avrupave Afrika kıtalarına bağlı olduğu dönemlere aittir. Takip eden koloniler, büyük ihtimalle Sicilya‘dan geldikleri tahmin edilen, tapınak inşa eden ırklar (topluluklar) getirmişlerdir. O dönem yaşamış olan Maltalılar, binlerce yıldan sonra bile bugün hala ayakta kalabilmeyi başarmış, hayat tarzları ve medeniyet düzeyleri hakkında bizleri hayrete düşüren yapılar bırakmışlardır.

Araştırmacılar Ggantija’da (Gozo) bulunan tapınakların yeryüzünün en eski, tek başına ayakta durabilen abideleri olarak nitelendirmektedirler. Restorasyon çalışmaları nedeniyle geçici olarak kapalı olan Paola’daki Hypogeum, tarih öncesi dönem mühendisliğinin olağanüstü başarısının bir göstergesi olarak, kayalardan oyulmuş odalar ve labirent geçişleriyle türünün tek yeraltı tapınağıdır. Diğer tapınaklar Mnajdra, Hagar Qim, Tarxien görülmeye değer pek çok yer gibi Malta’nın “Kutsal Ada” oluşu teorisini doğrulamaktadır. Malta, ülkemizde de oldukça tanınan bir ülkedir. Bugünlerde İngilizce dünya dili haline gelmiştir ve her noktada bu dilin önemi vardır.

Ülkemizde de birçok insan İngilizce öğrenmek için kurslara gider fakat bu bazen yeterli olmaz. Bu yüzden İngilizce öğrenmek isteyen birçok kişi Malta’da bulunan İngilizce dil kursu olanaklarından yararlanmak ister.

Birçok ülkeye göre bu ülkede dil kursları daha uygun fiyatlıdır ve Türkiye’den birçok kişi Malta’ya İngilizce dilini öğrenmek için gitmektedir. Ülkede birçok şeyin ucuz olması insanların da işine gelmektedir. Malta’nın başkenti ve en önemli şehri olan Valetta şehrinin nüfusu 76502dir. Bu şehir adını Malta Şövalyelerinin ustası olan Jean de Valetta’dan almıştır. Jean de Valetta da Osmanlı Devleti’nin saldırı girişimlerini geri çeviren kişidir. Valetta şehri denizin kıyısında bulunmaktadır ve iki adet doğal limana sahiptir. Aynı zamanda bu şehir Malta’nın en önemli liman şehri unvanını almıştır. Valetta şehri aslında küçük bir şehirdir fakat bu küçük şehre birçok güzellik sığdırılmıştır.


Yorum Bırak

250 Karakterden fazla giriş yasaktır.

Booking.com