AVUSTURYA GEZİ NOTLARI

AVUSTURYA GEZİ NOTLARI

06 01 2017

Bu mevsimde Avusturya’yı gezmek çok mu mantıklıydı bilmiyorum ama Türk Hava Yollarında uygun bilet bulunca görülmemiş heryerin güzel olduğunu düşünerek soğuk da olsa gitmeye karar verdik. graz havaalanı bu zamana kadar gezdiğimiz ülkelerin havaalanlarına göre biraz küçük ama bir okadar da sıcak bir havaalanıydı. pasaport işlemlerinde hiç uğraşmadan schengen vizemiz ile rahatlıkla ülkeye giriş yaptık. Daha önceden rezervasyonunu yapmış olduğumuz araç kiralama firması ile buluşup aracımızı teslim aldık ve Graz yollarına düştük:)
otelimizi bulmak ile işe başladık  kalacağımız oteli sitemizde de reklamı bulunan booking. com dan yapmıştık. otel 3 yıldızlı küçük ama güzel bir oteldi. kahvaltı dahil kişi başı 80 Tl gibi bir rakama konaklamış olduk. bu fiyatın içinde wifi,otopark gibi
hizmetlerde vardı. Wasser palast isimli otelimizin sahipleri uzakdoğuluydu

biraz otelde dinlendikten sonra hemen şehrin merkezine doğru yola çıktık. merkezde trafiğe kapalı ortasından tramvay geçen bir cadde vardı sanki bizim istiklal caddesiydi. o kadar güzel ışıklandırılmış ve süslenmişti ki,binaları bakmaktan başka neredeyse hiç bir şey yapamadık. heryere yılbaşı pazarları kurulmuştu. bir sürü hediyelik eşyaların,içecek ve yiyeceklerin satıldığı bu küçük klübelerden oluşan pazarlar çok ilgi çekiciydi. sıcak şarap ve punch adı verilen içkileri fincanlarda satıyorlar ve hatıra olarak 3 euro karşılığında fincanlar sizde kalabiliyor. ayrıca bizim kestanelerimiz burada maroni adı ile satılmakta. yemek yemek için uygun bir yerler bakarken, türk dönercisi ile karşılaştık ve hemen içeri girdik. uzun süredir Graz’da yaşayan bu Türkler bizimle çok iyi ilgilendiler. Dönerli pizzayı o kadar beğenmesekte sohbet oldukça güzeldi. yemeğimizi yedikten sonra dinlenmek için otelimize döndük.

    

Ertesi sabah kalktık ve otelimizde kahvaltımızı yaptıktan sonra çıkış işlemlerimizi yaptık ve  gündüz graz’ı görmek için yola koyulduk. Graz Avusturya’nın ikinci büyük şehri ve yüzyıllar boyunca, Slovenya’nın başkenti olarak kullanılmış. Avrupa’nın diğer birçok şehrinde olduğu gibi, burada da, şehrin ortasından nehir geçiyor.Mur nehri oldukça çoşkulu akan bir nehir ama derinliği çok az. nehrin her iki kenarında yürüyüş yapmak çok keyifli.
graz için bisiklet şehri diyebiliriz. hemen hemen her yerde bisiklete binen insanları,bisiklet park noktalarını ve harika bisiklet yollarını görebilirsiniz.Mur nehrinin ortasında Mur adası adında bir cafe var,tavanı tamamen camla kaplı olan bu cafe şehrin en ilgi çekici yerlerinden biri.

    

1999 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine eklenen bu şehir bilim, kültür şehri ve modern mimarlık şehri olarak akla geliyor. Graz, küçük ama şirin bir şehir.Şehirde 300 bin kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun büyük bölümü öğrencidir. Çünkü: şehirde 6 üniversite bulunmakta ve bunlarda 45 bin civarında öğrenci bulunmaktadır. Şehrin ortasında, oldukça iyi olduğu söylenen bir teknik üniversite bulunmaktadır. Şehirde yaşayan 6 kişiden birinin üniversiteli olduğu ve hatta şehir ekonomisinin “Erasmuscu” lar tarafından döndürüldüğü söyleniyor. Alternatif akımı, MR, mikrodalga fırın, elektronik mikroskop gibi önemli buluşlar buradan dünyaya yayılmıştır. Hatta: radyoyu bulan Nikola Tesla gibi, dünyanın en önemli bilim adamının da, Graz Technics Üniversitesinde okuduğu söyleniyor. Öte yandan: Avrupa’nın tek “Caz” Fakültesi de buradadır.2003 yılında Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiştir. Tam bir kültür şehridir. Her türlü sanat bulunur. Kunsthaus ve operası meşhurdur. Sürekli olarak: bir sergi, bir konser, bir etkinlik söz konusudur.

Şehir deniz seviyesinden 474 metre yüksekliktedir. Ve şehirde en yüksek yer “saat kulesi” olarak bilinir ve şehirdeki gençler, bir gelenek olarak: ilk öpüşmelerini bu mekanda yaparlarmış

  .

1265 yılından kalma saat kulesi, şehrin simgesidir, çünkü şehrin en eski yapısıdır ve ilginç olanı,saatin hala çalışıyor olmasıdır. Ancak: onun akrep ve yelkovanı çoğu saatten farklı çalışır, çünkü saat kulesi, meraklı bir özelliği ortaya koyar. Saatin akrep ve yelkovanı terstir. Bu yüzden, zamanı belirlemek isterseniz buna göre dikkat etmek gerekir. Çünkü:yelkovan sonradan takılmıştır.

Buraya ulaşmanın üç yolu var. Birinci yol: bir çok merdiven basamaklarını tırmanarak yürüyerek ulaşmaktır ki, şehre ve Mur nehrinin manzarası için buna yani yorgunluğa değer. Diğer yollar ise, feniküler ve asansör kullanarak buraya ulaşmaktır. feniküler ile çıkış fiyatını tam hatırlamıyorum ama pahalıydı. biz kişi başı 1.30 euro olan asansörü tercih ettik.
1809 yılında Napolyon güçlerinin yıkımından kurtulan kule: 1839 yılında, çevresinde Ludwing von Welden tarafından tasarlanmış bir kamu parkına sahip olmuştur. yukarıya çıktığımızda muhteşem bir manzara bizi bekliyordu. şehri en tepe noktasından görmek gerçekten mükemmeldi. inerken merdivenleri tercih ettik.

  

bundan sonra Viyana’ya gideceğimiz için hızlıca yemeğimizi yiyip,yola çıktık. 2,5 saat sonra Viyana’ya ulaştık. önce otelimizi bulduk ve yerleştik. biran önce otelden çıktık ve heryerde yeni yıl ışıkları ve süslemeleri olan sokaklara kendimizi attık.

ilk olarak Schönbrunn Sarayı önündeki kalabalık dikkatimizi çekti ve hemen sarayın bahçesine girdik. kurulan yeni yıl pazarları,ışıklar ve süslemeler kesinlikle çok etkileyiciydi.  
Viyana’nın yıldızı olarak görülen bu saray Habsburg’ların yazlık sarayı olarak kullanılmış  Fransızların Versailles Sarayı örnek alınarak yapılmış. 1400 Odası bulunan Schonburnn Sarayını iki ayrı tur ile gezmek mümkün. Imperial Tur ile 28 oda gezilirkenGrand Tur bileti ile Maria Theresa’nın ki de dahil olmak üzere 40 oda gezilebiliyor. Bu arada önemli bir not. Biletlerin içine dahil olan Audio Guide sisteminde Türkçe de seçenekler arasında.Schonbrunn Sarayının yıldızı Kraliçe Maria Therasa imiş. 16 çocuğu ile tam bir hanedan annesi olan Maria Therasa Avusturya hanedanının en güçlü kadını. 11 kızının 10 tanesini  politik amaçlar ile evlendirerek tüm Avrupa hanedanları ile yakın ilişkiler kurmuş ve bu sayede politik olarak da çok güçlenmiş. Kızlarından birisi “Ekmek yoksa Pasta yesinler” sözü ile ön plana çıkan Maria Antoinette imiş.

sarayın bahçesinde kocaman bir yeni yıl ağacı kurulmuş ve hemen önünde koro halinde şarkılar söyleniyordu. etrafta kocaman kral kostümü giymiş kişiler dolaşıyordu. çok kalabalık ama bir o kadarda güzeldi.

aralık ayında bu geziyi yapmış olduğumuz için kesinlikle çok şanslıydık. çünkü yeni yıl havası tüm şehri sarmıştı.

viyana’nın merkez caddesi olan Graben Caddesi öncelerde sebze meyve pazarıymış.şimdilerde güzel butiklerin, hediyelik eşyacıların ve sokak kafelerinin bulunduğu bir yer haline gelmiş. burda bir çok hediyelik eşyayı rahatlıkla bulabilirsiniz. 

bu cadde de havanın karanlık olmasına rağmen en güzel görünen bina kesinlikle Aziz Stephan Katedral binasıydı.ışıklandırması çok güzeldi ve tüm ihtişamı ile karanlıkta dikkat çekiciydi.

bir kaç hediyelik eşya dükkanı gezdikten sonra dikkatimizi çeken bir cafe’de oturduk. yerel biraları olan gösser ve viyana snitzel yedik. bir kaç saatimizi burada geçirdikten sonra, yine sokakları dolaşarak otelimize döndük. bu arada gucci’den rolex’e kadar bir çok ünlü markanın mağazalarını bu caddede bulabilirsiniz.

otelimiz merkeze 15 dakika uzaklıktaydı. ücrete dahil olan wifi ve kahvaltı hizmeti vardı. güzel bir gece geçirdikten sonra sabah 7:00’de uyanıp kahvaltımızı yaptık ve yine şehir merkezine doğru yola çıktık ama bu sefer Tuna nehrine gittik.
hava oldukça soğuk ve sisliydi nehrin kenarında güzel bir yürüyüş yaptık,bol bol fotoğraf çektik. bu nehir üzerinden Slovakya’yanın başkenti Brastislava’ya günde üç kere karşılıklı hızlı feribot seferleri var. 75 dakika keyifli bir yolculuk ile bu yolculuk mümkün.

  

tekrar dönüş uçağına ulaşmak için graz’a doğru yola çıktık. yaklaşık 2,5 saat sonra havaalanındaydık.
arabamızı teslim edip,gümrük ve pasaport işlemlerinden sonra uçağımıza ulaştık.

bir yolculuğun daha sonuna gelmiştik ama kesinlikle yeni yıl döneminde gittiğimiz için çok mutluyduk.

 


Yorum Bırak

250 Karakterden fazla giriş yasaktır.

Booking.com