MAKEDONYA GEZİ NOTLARI

MAKEDONYA GEZİ NOTLARI

06 01 2017

Balkan gezisi bizim tur şirketleriyle yaptığımız ikinci gezimizdi.Atatürk havalimanında saat 04:30 da buluşulması gerekirken havalimanına gittiğimizde hiçbir yetkilinin olmaması ve tur şirketinin yetkililerine ulaşamamamız turun ilk aksiliği idi.Tur firmaları ile yapılan gezilerde her türlü aksaklıklara hazırlıklı olun derim.Bilet işlemlerini hallettikten sonra Thy ile yaklaşık bir saat onbeş dakika sonra Piriştina havalimanına indik.Burada pasaport kontrollerini halletmek için bankoya gittik,inanın çok güler yüzlü ve samimi polislerle karşılaştık.İşlemlerin ardından havalimanı çıkışında tur rehberimiz olan Erol Bey ile buluştuk 2.5 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Makedonya Üsküp’e ulaştık.Üsküp’te kısa bir şehir turu yaptıktan sonra yemek yemek için tarihi çınar altındaki köfteciye gittik biz tercihimizi kuru fasulye güveç ve köfteden yana kullandık her ikisinde de çok lezzet aldığımı söyleyemem,belkide meşhur olan bu tatlar için ben beklentimi çok yüksek tuttum siz yine gitmişken deneyin derim.Bu yemekler ve içecekler için 14 ila 16 € gibi bir rakam ödersiniz.Tam yemeğimiz yerken sağanak yağmura yakalandık ve gezimize devam edebilmek için bir süre köftecinin yanındaki hana sığınmak zorunda kaldık.Siz yinede bu mevsimde gelirken çantanıza yağmurluk koymayı ihmal etmeyin çünkü Türkiye’de burası için hava durumuna baktığımda güneşli ve sıcak gösteriyordu ancak yağmurlu ve oldukça serindi.Makedonya Üsküp için heykeller şehri diyebilirim.

    
Şehrin çoğu yerinde muhteşem heykeller bulunmakta,Üsküp meydana geldiğinizde sizi ilk karşılayan Büyük İskender’in babası olan 2.Filip’in muhteşem heykeli karşılıyor.Biraz ilerisinde ise İskender’in doğumundan çocukluğuna kadar olan dönemi anlatan İskender ve annesinin heykeli mevcut.

  
Şehrin simgesi olan Taş köprünün hemen yanında iki adet köprü var bunlardan biri Göz diğeri ise Sanatçılar köprüsü.Göz köprüsünün Tam ortasında göz şeklinde cam bölüm bulunmakta buradan altından geçen Vardar nehrini görebilirsiniz.

  
Vardar nehri şehrin en büyük nehridir.Sanatçılar köprüsünde ise her iki tarafına sıralanmış Makedon sanatçıların heykellerini görebilirsiniz.Rusya ve tüm Balkan ülkelerinde kullanılan Kiril alfabesinin yazarları olan Kiril ,Metodi kardeşler ve bunların en başarılı öğrencileri olan Naum ve Kılimentin Makedonya’da doğmuşlardır ve şehrin çoğu yerinde heykellerine rastlayabilirsiniz.St.Naum ve Klımenti’ninin mezarlarını Ohrid şehrinde ziyaret edebilirsiniz.

  

Tüm bu ihtişamlı heykelleri inceledikten sonra dinlenmek için otelimize doğru yola çıktık merkezden yaklaşık 4 km uzaklıkta olan New Star adlı otele yerleştik,otel oldukça temiz ve güzeldi,personel ise Türkçe biliyordu.Biraz dinlendikten sonra Üsküp gecesinide görebilmek için taksi çağırdık,taksiler oldukça ucuz euro yada dinarlada ödeme yapabiliyorsunuz,4 km olan bu yol için 200 dinar yaklaşık 4 euro ödedik.Gece heykeller ışıklandırılmıştı ve etraflarında çeşitli şekillerde sular akıyordu gece çok daha güzel olduklarına karar verdim.Üsküpte rastgele bir cafeye oturdum ve yerel biraları olan Chopcho’dan denedik hafif ve güzeldi.Günün yorgunluğu artık kendini hissettirmeye başladı ve otele dönüp uykuya geçtik.

Üsküp’te alışveriş için Türk çarşısına uğrayabilirsiniz.Bu çarşıda eskiye ve yeniye ait birçok Üsküp hatırası bulabilirsiniz.Ayrıca Türk çarşısında demeleme çay ve Türk kahvesi de bulma şansınız  var.Şehir genel anlamda oldukça güvenli gece ve gündüz rahatlıkla gezebilirsiniz.Üsküp’ün en yüksek tepesinde 66 m yüksekliğinde 15 m. genişliğinde dev bir milenyum hacı bulunmakta özellikle gece ışıkları yandığında çok ihtişamlı görünmekte ama gecede 500€ değerinde elektrik harcaması ayrı bir konu.

Tetova-Ohrid

Sabah kahvaltısının hemen ardından Tetova’ya doğru yola çıktık.Şehre ulaştıktan sonra Alaca Camii yi ziyaret ettik.Bu camii nin duvarlarındaki desenlerin dünyada eşi benzeri yokmuş,desenlerin renkliliğini korumak için 50 bin yumurtanın akı kullanılmış.

  

Serbest zamanın ardından Ohrid’e doğru yola çıkıyoruz.Makedonya’da Unesco dünya mirası listesinde olan tel şehir Ohrid Makedonya’nın en turistik şehirlerinden biri.

  

Şehir Ohrid gölünün çevresine kurulmuş.Ohrid gölü denizden 700 m yükseklikte olup aynı zamanda Avrupa’nın en derin ve en eski gölüdür.Gölün suyu oldukça berraktır.Bu gölün %70 i Makedonya’ya %3o u ise Arnavutluk’a aittir.

Ohrid 1395 yılında Osmanlı imparatorluğuna dahil edilmiştir.Bu nedenle Osmanlıdan kalma çok sayıda eser görebilirsiniz.Kentte 10 camii ve 1 tekke bulunmaktadır,aynı zamanda Hristiyanlık içinde önemli olan bu şehirde 40 tanede kilise var.İlk Makedon devletinin kurucusu Çar Samail göl kıyısına yılda kaç kaç gün varsa o kadar kilise inşaa ettirmiştir.365 kiliseden günümüze 40 tanesi sağlam olarak kalmıştır.Ohrid meydanındaki serbest zamandan sonra otelimize doğru yola çıkıyoruz gölün kenarında olan otelimize ulaştığımızda bizleri bir sürpriz bekliyordu.Tur sözleşmesinde 4 yıldızlı bir otelde konaklayacağımızı taahhüt etmişti ama gördüğümüz görüntü maalesef öyle değildi…..gruptan gelen şikayet ve otelin değişmesi için yoğun taleplerden sonra aynı otelin daha lüks olan diğer bölümüne bizi aktardılar. bir nebze de olsa daha iyiydi. gece dinlendikten sonra,kahvaltımızı otelde yapıp kemik koyuna doğru yola çıktık. bu koyun üzerine bir zamanlar suyun altında olan konutların maketleri inşaa edilmiş ve su üstü müzesi olarak devam etmiş.Tarih öncesi çağlarda bu bölgede yaşayan topluluklar canlandırılmış. St naum manastırına gitmek için yola koyulduk. Ohrid şehrine çok yakın ve mutlaka görülmesi gereken mekanlardan birisi olan Saint Naum Manastırı göl kıyısında. Aracınızı hemen girişte park ettikten sonra yaklaşık 200 metrelik bir yolu yürümek gerekiyor. Ancak bu yol sağlı sollu hediyelik eşya satıcıları ile dolu ama önerim bunları dönüşte dolaşmanız gerekir Aksi halde Manastıra saatler sonra gidebilirsiniz. Aynı yol üzerinde Ohrid Gölü’ne dökülen Dirim nehri üzerinden de geçiyorsunuz. Manastır arazisinin bir bölümü halen otel olarak kullanılıyor. St. Naum ve St. Clement, Kiril alfabesini bulan, Slav birer aziz olan St. Kiril ve St. Metodius’un öğrencileriymiş. St. Kiril’in bulduğu Kiril alfabesini tüm Balkanlara yayanlar ise St. Naum ve St. Clementmiş. Ohrid, bu azizlerin yaşadığı dönemde Hristiyanlık açısından önemli bir merkez konumunda bulunuyormuş. St. Naum bu manastırı 16 y.y. sonunda inşa etmiş. Burada özellikle zihinsel problemi olan hastalara şifa dağıtıyormuş. Manastırın içinde bir de kilise var. St. Naum’un mezarı da bu kilisenin içinde. Bu güzel yerden ayrılıp şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz. Şehir merkezinden sahile doğru giden ana caddeden yürüyerek gezimize başlıyoruz.

  
Ana caddede karşılıklı dükkanlar var. Ohri incisi burada çok ünlü. Bir çok dükkan ve seyyar satıcı var inci satan. Karşılaşacağınız 10 kişiden 4 veya 5 tanesi de Türkçe konuşuyor. Alabalığa benzer, lüfer gibi güçlü çenesi olan bir balık türü yaşıyormuş Ohri gölünde. Bu balığın pullarından yapılıyormuş bu inci. Kolye, yüzük, küpe gibi takılar yapıp satıyorlar. Ohrid tarihi eserlerle dolu bir kent gezilecek çok fazla noktası var. Çarşı’nın içinden yürüyerek ilk Makedon devletinin kurucusu çar SAmoil in adını taşıyan kaleye doğru yola çıkıyoruz. Kale tarih boyunca defalarca yıkılmış ama sonradan genişletilerek tekrar inşa edilmiş. Tepede yer alan kaleden şehrin manzarası bir harika. Tepeden göle uzanan duvarlar yaklaşık 3km uzunluğunda,yükseklikleri ise yer yer değişmekte. En alçak duvar 3 metre en yüksek duvar ise 16 metreymiş.

Kalenin hemen yakınında bulunan antik tiyatro ise roma döneminden kalmış. Burası aynı Zaman’da kentin en eski yapısıymış. Bu tiyatro 4000 kişilik oturma kapasitesiyle döneminde bölgenin en büyük tiyatrosuymuş. Bu tiyatro Romalılar döneminde arena olarak kullanılmış,günümüzde ise çeşitli kültürel etkinlikler düzenleniyormuş.

hava karamaya başlamışken şehre doğru yokuş aşağıya yürümeye koyulduk. Sahil şeridinde ve bulvarda bulunan taverna pub ve kulüpler   Gece boyunca çok hareketli, gece hayatı neredeyse gündüzden daha hareketli diyebiliriz. Gölün kenarında bir barda biralarımızı içip sohbet ettikten sonra dinlenmek üzere otelimize doğru yola çıktık.

Sabah kahvaltısından sonra hemen toparlanıp yola çıktık son günümüzü en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekliydi. Havanın serin olmasına rağmen gölü tekne ile gezmeye karar verdik. Ohrid gölü üzerindeyken makedonyadasınız karşıda gördüğünüz yer Arnavutluk ve sınır gölün tam ortasında  Unesco 1980 yılında Ohrid gölünü dünya mirasları listesine almış. Makedonlar göle Deniz tatili için geliyorlar,su o kadar berrak ki metrelerce derinlikteki dibi cam gibi görünüyor. Avrupa nın yedinci en derin ve eski göllerinden bir tanesi olan bu gölün oluşumu kesin olarak bilinmemekle birlikte yaklaşık beş milyon yıl öncesine dayandığı düşünülmekte.

Makedonya gezimizde bir sonraki durağımız Manastır şehri;Manastır Makedonya'nın ikinci büyük şehri 

Manastır, 1896 yılında Atatürk’ün askeri liseyi okumak için geldiği yer aynı zamanda. Mustafa Kemal, Selanik Askerî Rüştiyesini başarılı bir şekilde bitirdikten sonra Manastır Askerî İdadisi‘nin imtihanlarına girmişi ve başarılı olmuş. Böylece doğduğu Selanik’ten ilk defa ayrılarak Manastır şehrine gelmiş. Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ni 1896-1899 yıllarında başarıyla tamamladıktan sonra İstanbul Harp Okulu’nda eğitimine devam eder.

Çok kültürlü yapısıyla dikkat çeken Manastır, aynı zamanda 3. Ordu’nun da merkeziydi. 3. Ordu’nun Manastır’da bulunmasıyla birlikte şehir gelişmiş ve birçok eğitim kurumu açılmış.Binanın ikinci katında Atatürk’ün bir anı odası var. Anı odasında Atatürk’ün balmumu heykeli büstü ve bazı kişisel eşyaları; hayatı, katıldığı savaşlar devrimleri veciz sözlerini içeren bilgiler fotoğraflar ve Atatürk ile ilgili Türkçe ve diğer dillerde yayımlanmış kitap broşür ve dergiler sergileniyor.

  

İdadi'yeyi gezerken en büyük sürpriz görevlinin verdiği bir aşk mektubuydu bu mektup Atatürk'e yazılmış bir mektuptu.
 

“Çok seneler geçti, ben halen her gün içerisinde senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla ve kâğıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu kopar ve kendine sor: inanabiliyor mu ki, Manastırlı bir Eleni Karinte, bir günlük tanıdığı ve âşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır? Ve benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum.

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağladım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı.

Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi sordu. Ben kendisine, ‘Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim. Ve artık kendisini görmedim. Babam beni hiç bir zaman affetmedi ve ben de kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim…  Tüm ömür bir gün içerisinde!

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, senin Eleni Karinte.”
 

 

Resneli Niyazi paşada idadi'de eğitim görmüştür ve Resne şehrinde yaşamıştır,yaşadığı ev şuan kültür evi olarak kullanılmakta buralara kadar gelmişken görmeden dönmeyiniz




Makedonya'da ne yenir dersek ;Tüm balkan ülelerinde olduğu gibi köfte çeşitleri yiyebilirsiniz ama benim kesinlikle tavsiyem börek tir mutlaka deneyin hatta yediğiniz yerde nasıl pişirildiğini görün derim.

  


 

Son olarak çarşı merkezinde biraz daha Zaman geçirerek,hediyelik eşya alışverişi sonrası rehberimize teşekkür edip geri dönüş için yola koyulduk.


Yorum Bırak

250 Karakterden fazla giriş yasaktır.

Booking.com