GÜRCİSTAN GEZİ NOTLARI

GÜRCİSTAN GEZİ NOTLARI

06 01 2017

Gürcistan gezime Batum’dan başlıyacağım.Batum Gürcistan’ın başkenti olan Tiflis’ten sonraki en popüler şehridir. Batum aynı zamanda Gürcistan’ın en büyük liman kentidir. Karadenizin bir uzantısı olsada sakin yaşam, sıcak ve samimi insanlar ve muhteşem doğa bize biraz daha fazlasını sunuyor.

Gürcistan vizesiz yerler arasın da yer almakta ve TC. vatandaşları pasaportsuz sadece nüfus kağıtları ile geçiş yapabilmekteler.

Batum’a İstanbuldan Thy ve Pegasus havayolları ile gitmek mümkün ama direk Batum’a uçmak biraz pahalı bana sorarsanız biletinizi Hopa’ya alın servisten Sarp sınır kapısını geçince ininve yaya olarak tekrar geçiş yapın çok daha ekonomik.Sınırın hemen yanındaki taksilere binerek  20 km sonra Batum’dasınız.

Batum şehir merkezi ilk bakışta parkları,bahçeleri,görkemli otelleri,tarihi binaları iledaha çok avrupa kenti gibi görünsede şehrin arkalarında veya biraz dışına çıkınca bakımsız mahalleler boyasız viran binalar yok değil.

Batum’da gece hayatı çok hızlı bu yüzden bir diğer adıda günah şehri olarak bilinmekte.Hızlı gece hayatı lüks kumarhaneleri sayesinde yakın ülkelerdende çok misafir çekiyor hatta gezmek amaçlı uğradığım bir kumarhanede gördüğüm manzara herkes türktü:)

Şehirde Batumi Botanik Bahçesi mutlaka görülmeli Batum’a 8 km uzaklıktaki bu bahçe dünyanınen büyük botanik bahçeleri arasında yer alıyor.Bu bahçede 5 binden fazla bitki türü ve ağaç var.

Batum mutfağı veya yemek kültürü bize yakın olsada yerel yemekler kesinlikle tadılmalı çorbaları,Haçapuri,hinkal benim favorilerimayrıca bolca türk restoranlar bulma şansınız var.İçki olayına gelince benim favorim her gidişimde içtiğim ve ülkemede bolca getirdiğim olmazsa olmazım caça yani ev yapımı gürcü votkası yüksek alkollü olmasına rağmen içimi çok kolay ama etkisi biraz fazla:)bu ülkede yerel bira içinse Natakhtari çok hoşuma gitti bira sevenler mutlaka denesin.Şarapları zaten dünyada kabul görmüş fazla söze gerek yok ayrıca restoranlarda ev yapımı şaraplarda bulunuyor tadmak isteyenlere duyurulur.

Batum şehrinde çok gezilecek yer olmasına rağmen hepsi birbirine çok yakın yürüyerek çoğu güzellikleri görebilirsiniz benim gezdklerim arasında apaylaşıcaklarım şu şekilde;

Medea Heykeli; Avrupa Meydanı’nın ortasın yükselen, elinde ALTIN post olan Medea Heykeli, Batum’a her gelenin mutlaka uğradığı bir yer. ALTIN Post, Yunan mitolojisinde ihtişamı, zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. Eski Yunanlılar için “dünyanın bittiği yer” olan Kafkaslar, Yunan mitolojisinde önemli bir yeri olan Jason ve Argonotlar efsanesinin de yaşandığı yerdi.

Alfabe Kulesi; Gürcüce, 2000 yıllık alfabesiyle yaşayan en eski dillerden birisi. Dünyada halen kullanılan 14 alfabeden biri olan Gürcü Alfabesine ithafen, üzerinde Gürcü alfabesinin 33 harfinin yazılı olduğu, 130 m. yüksekliğindeki Alfabe Kulesi, muhteşem ihtişamı ve güzel tasarımı ile görülmeye değer.

 

Ali ve Nino Heykeli; Amerika’da yaşayan heykeltıraş Tamara Kvesitadze’nin, Azeri yazar Kurban Said’in, Azerbaycanlı genç ile Gürcü kız arasındaki aşkı anlattığı “Ali ve Nino” öyküsünden esinlenerek yaptığı heykel, Aşk Heykeli olarak da adlandırılıyor. Müzik eşliğinde dönerek pozisyon değiştiren bir kadın ve bir erkekten oluşan, 7 metre yüksekliğindeki metal heykeller, birbirlerine doğru hareket ederek her 10 dakikada birleşiyor.

 

Şehrin hemen hemen her plajında denize girlme imkanı var ben biraz daha dışında Kobuleti adında bir sahil kentinde girdim deniz karadeniz olmasına rağmen daha sakinde ama plaj ve deniz çok taşlıydı.

Yemeklere tekrar değinirsek  Haçapuri ve Hinkal Favorimdi

Haçapuri ;Gürcü pidesinin adı bol peynirli ve tereyağlı pide haçapuri geliyor bizim rize pidesini andırsada peynir ve yağın farkı ayrı bir lezzet katmış.

 

Hinkali Gürcü mantısı; Dana kıyması, soğan, un ve et suyu olan; maydanoz, taze, fesleğen ve biberle harmanlanmış bu dev mantıyı elinizle yiyorsunuz. Günün her saati hemen hemen her restoranda bulma şansınız var.

 

Çorbalar Harço çorbası;

Gürcülerin milli çorbası olan Harço pirinçli şehriye çorbasına benziyor ama içinde etde var.

Gelelim ikinci Gürcistan turuna bu tur biraz daha farklıydı benim için, çünkü; 14 araç ve 60 tan fazla arkadaşla çıktık yola İstanbul’dan başladığımız seyahate sırasıyla Ankara, Çorum, Samsun, Ordu, Trabzon, Artvin ve Gürcistan burdada Batum, Zugdidi, Mestia inanılmaz keyifli bir 17 gün geçirdim bütün arkadaşlarıma tekrar teşekkürler.

Gürcistan sınırına geldiğimizde uzunca bir kuyruk bizi bekliyordu ama kalabalık olusumuz sohbet muhabbet ile bir baktıkki sınırı geçmişiz,saat sabah karşı olduğundan ve yorgun olusumuzdan hemen kamp kuracağımız bolgeye yani Kobuletiye gittik çadırlar kuruldu ve uyku vakti.Sabah deniz sefasından sonra hemen yola koyulup potiye ulaştık kısa bir poti turundan sonra yeni kamp noktamız olan Zugdidi’ye doğru yola çıktık Zugdidi, Gürcüstan’ın batısında, tarihsel Megrelya bölgesinde bulunan bir kenttir. Odişi ovasında, Çhouşi ırmağının kıyısında yer alır. Nüfusu 69.000’dir. Samegrelo-Zemo Svaneti bölgesinin yönetsel merkezidir. Burada bir polis merkezinin yanında kamp kurduk hem güvenli oldu hemde rahat ettik.

Ertesi gün ise istikamet Mestia; burası çok enterasan ve kesinlikle görülmesi gereken bir şehir nedenmi; Mestia savunma kuleleri. Bu kuleler, 9. ilâ 13. yüzyıllar arasında tüm Svan köy evlerinin yanı başında kurulur, alt katları evin sahip olduğu -genellikle büyükbaş- besi hayvanlarına ayrılırmış. Yaklaşık 25-30m yükseklikteki kulelerin esas yaşam mekânı olan üst katlarına giriş ise, yerden yaklaşık 4-5 m yüksekte bir kapıdan yapılıyor. Bu kapıya tırmanmak için kullanılan tahta merdiven, kuleye girdikten sonra yukarı çekiliyor. Kulenin en tepesindeki hem gözlem hemde ateş etme bir nevi siperlik gibi delikler bulunmakta. İnsanların esas yaşam mekânları bu kuleler değil elbette Kulelere bitişik birer normal ev de var. Kuleye ancak, bir tehdit olduğunda geçici olarak taşınılıyor. Bir rivayete göre kışın çok kar yağdığında da bu kuleler kullanılıyormus.

Mestia’dan sonra hızlıca geri dönüş başlar  ve ülkeye dönüş.

Gürcistan’a 3. gidiş bu güzellikleri tekrar yaşamak ve diğer gezilerde sadece geçerken gördüğüm Poti şehrini yakından tanımak içindi. Yola istanbul’dan benim efsane defenderla çıktım yola ve komple karadeniz sahilini gezerek gittim. Poti’de küçük pansiyon tarzı bir otele yerleştikten sonra şehri gezmeye başladım.

Burada ilk dikkatimi çekenler büyük nehirler ve bu nehirlerde bara dönüşmüş eski gemiler

büyük kiliseler her zamanki gibi sıcak samimi insanlar birde şehir öyle bir planlanmışki neredeyse bütün evler 2 veya 3 katlı buda bir sokağa girdiğinizde hemen dikkatinizi çekiyor. Ayrıca Poti Gürcistan’ın 2. liman kenti.

Genel olarak Gürcistan ve şehirleri ülkemize çok yakın sıcak samimi ve en önemlisi güvenli.Çok kısıtlı bütçelerle bile gezilebilecek bir ülke son olarak ben bi kaç defa daha gittim inşallah tekrar gidicem sizlerde gezi notlarınıza alın derim.

 


Yorum Bırak

250 Karakterden fazla giriş yasaktır.

Booking.com