İSPANYA GEZİ NOTLARI

İSPANYA GEZİ NOTLARI

28 01 2017

İSPANYA ( Madrid _ Toledo )
Ispanyanın başkenti olan Madrid 3 günümüzü ayırdığımız oldukça büyük olan bir şehir … Ne yazıkki İspanyda vizesiz yerlerden biri değil sadece sehengen vizeniz geçerli. Ama biz Madride kadar gelmişken hemen 100 km uzaklıkta bulunan Toledoyuda görmeden dönmeyelim dedik.
Bu gezimize , Sabiha Gökçen Havalimanından Pegasus ile gerçekleştirdik nedeni ise tarih ve uçuş saatlerine baktığımızda bize en uygun tarifeli sefer Pegasusta bulunmaktaydı çünkü 5 günlük gezimizde gün kaybı yaşamadık.
Öğlen saatlerinde İspanyaya yaklaşık 4 saatte vardık. İner inmez kapıda polisler pasaport kontrolü için bekliyorlardı ancak 5,6 kişiyi durdursalarda biz rahatça pasaport kontrolünde geçtik. Bu arada gümrükteki pasaport kontrol polisleri çok olumlulardı, hiç sıkıntı yaşamadan geçiş sağladık.  Gümrük işlemlerini hallettikten sonra araç kiralamak için firmalarla görüştük. Hemen hemen her firmanın deski Madrid Bajaras Havalimanında mevcuttu. Bizim hatamız daha öncesinde araç için rezervasyon yapmamızdı. Çünkü yeni yıl sebebiyle hem araç yoktu hemde çok pahalıydı ama uzun çabamızdan sonra EUROPCAR ile anlaştık , 4 gün için yaklaşık 304 € ödeyerek aracımızı kiraladık. Size tavsiyemiz her gezinizde biletinizi aldıktan sonra araç rezervasyonunuzuda yapmanız. Havalimanında baya bir zaman geçirdikten sonra ilk rotamız olan Toledoya gitmek oldu … İlk tercihimiz neden Madrid değilde Toledo yaptığımızı sorarsanız dönüşte yine Madrid’den uçacağımız için ve yeni yılımızı Madrid’de geçirmek için Toledo’yu aradan çıkarmak istedik.
Yazımın başındada belirttiğim gibi Madrid’e 100 km uzaklıkta bulunan ve şövalyelerin şehri  olan Toledo’ya yaklaşık 1.5 saatlık yolculuğumuzdan sonra vardık.


Otel yerine apartta kalmaya karar verdik daha uygun olduğunu düşündük. Akşam yerleştikten sonra  birkaç saatimiz şehrin eski, Orta Çağ’dan kalma sokaklarında geçirdik. Çok vaktimiz olmadığından ertesi gün aydıklıkta güzel kareler yakalamak için ertesi güne bıraktık. Sabah aparttan ayrıldıktan sonra aracımızı almadan şehri yürüyerek gezmeye karar verdik. Ama yanlış yaptık çünkü Toledo daracık sokaklara sahip ve şehre ilk baktığınızda kendini eski bir zamanda yaşıyor gibi hissediyorsunuz,


Görkemli yapıları ise oldukça büyüleyici ,Yürüyerek oldukça yorulacağınız bir şehir çünkü çok fazla yokuş bulunuyor.  Bu şehir çok ufak olduğundan kişi başı 5 euro ödeyerek otobüsle City Sightseeing turuna katılabilirsiniz. Zamanınızı en iyi şekilde kullanmak ve şehrin her yerini ayrıntılı görmek adına güzel bir panoramik tur tecrübesi yaşayabilirsiniz. Otobüste hem sesli rehber bulunuyor, size gördüğünüz her ayrıntı ile ilgili bilgi veriyor hem de bir kaç dakikalık verilen molalar ile otobüsten aşağı inip hızlıca da olsa fotoğraf çektirme şansı buluyorsunuz. Özellikle fotoğrafçılıkla ilgilenenler için bu tur oldukça eğlenceli çünkü otobüsün üstü açık ve çok güzel geniş açılar yakalamanız mümkün. Oldukça ihtişamlı olan Santa Maria Katedrali, Santa Maria La Blanca Sinagogu ve San Juan de los Reyes Kilisesi’ni görmeden gelmeyin. Eğer vaktiniz olursa Toledo Kasrı’nın içini de gezmenizi tavsiye ediyoruz. Zodocover Meydanı’na çıkan ara sokakları gezebilir, bulduğunuz yüksek bir noktadan ise şehri seyredebilirsiniz.
Bu arada  belki bilmiyorsunuzdur diye hatırlatmak isterim, Toledo Don Şikot’un memleketi, gezi notlarınıza ekleyebilirsiniz.


Bize sürpriz olan ve daha önce Malta gezimizde yaptığımıız Zipline Toledoda en çok zevk aldığımız aktivite oldu kişi başı 12€ ödedik ama kesinlikle değdi.Gittiğinizde hala duruyorsa kesinlikle deneyin derim.
Toledo tarihi :
İ.Ö. 590’da Yahudiler tarafından kurulmuş olan bu şehri , Romalılar, Ostrogotlar, Vizigotlar ve Arapların egemenliğinde uzun süre kalmış. 1085’de Alfonso , şehri Araplardan geri alarak Ispanya’nın yeni başkenti yapmış. Sonraki dönemlerde Toledo’da üç toplum iç içe yaşamış: Hristiyanlar, Museviler , ve Müslümanlar ve her toplum kendi kültürüyşe zenginleştirmiş bu şehri.
Toledo Katedrali
1227 yılında yapımına başlanan Toledo Katedrali (Toledo Cathedral), antik bir tapınağın üzerinde bulunuyor. Gotik mimarisiyle görenleri kendisine hayran bırakan katedralin duvarlarında ünlü ressamlara ait tablolar sergileniyor. Üç giriş kapısına sahip katedralde, her yıl çeşitli dini törenler düzenleniyor. Katedral; pazar günleri 16.00-18.00, diğer günlerde 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.



Santa Maria La Blanca Sinagogu
1203 yılında sinagog olarak inşa edilen Santa Maria La Blanca Sinagogu‘nda (Santa Maria La Blanca Synagogue) İslam mimarisinin etkileri göze çarpıyor. 15. yüzyılda kiliseye dönüştürülen sinagog, sonraki yıllarda atölye, mağaza, kışla ve sığınak gibi farklı amaçlara hizmet etmiş; şimdilerde ise turistik gezilerin ilk duraklarından biri oluyor.


Alcazar Toledo Kalesi
Toledo gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alan Alcazar Kalesi, 3. yüzyıldan kalma bir Roma sarayının üzerine inşa edilmiş. 16. yüzyılda Rönesans tarzında yapılan Alazar Kasrı’nı çevreleyen kale, tarih boyunca hapishane, kışla ve halı imalathanesi olarak kullanılmış. Şu an ise kalenin içinde bir Askeri Müze bulunuyor. Kalenin bulunduğu tepeden tüm Toledo’yu kuş bakışı seyretmek mümkün oluyor.

Puerta de Bisagra
Şehre açılan tarihi geçitlerden biri olan Eski Bisagra Kapısı (Puerta de Bisagra), İspanya kralı VI. Alfonso‘nun 1085 yılında şehre girerken kullandığı kapı olarak biliniyor. 10. yüzyılda Toledo Sultanlığı döneminde yapılan Bisagra Kapısı, adını Arapça “Bab-Al-Saqra” tamlamasından alıyor. Surların içine açılan kapıda İslam mimarisinin karakteristik figürleri göze çarpıyor. Kapının üzerinde İspanya Kralı V. Carlos‘un arması bulunuyor.


San Juan de Los Reyes Kilisesi
San Martin köprüsüne inen yol üzerin bulunan San Juan de Los Reyes Kilisesi Gotik ve Flaman mimarisinden izler taşıyor. Birleşik İspanya’nın kurulmasına öncülük eden Kastilya Kraliçesi I. Isabel ve Aragon Kralı II. Ferdinand‘ın; oğulları Prens John‘u onurlandırmak için inşa ettirdiği kilise, Granada’nın ele geçirilmesinin ardından manastır olarak kullanılmaya başlanmış ve Fransisken rahiplerine ev sahipliği yapmış.
 
 San Martin Köprüsü
14. yüzyılda Taho Nehri üzerine yapılmış olan San Martin Köprüsü (San Martin Bridge), Eski Toledo’nun batı girişine uzanıyor. 5 kemerli köprü, mimari yapısıyla dikkat çekiyor. Köprünün üzerinden tüm şehir manzarasını gözlemlemek mümkün oluyor.


Taho Nehri
Toledo’nun eski ve yeni yerleşim yerlerini birbirinden ayıran Taho Nehri (Tajo River), İber Yarımadası’nın en uzun akarsuyu olma özelliği taşıyor. Şehri vadilere bölen nehrin üzerinde San Martin ve Alcantra Köprüleri bulunuyor.

Alcantara Köprüsü
Toledo’nun doğu giriş kapısına ulaşan Alcantara Köprüsü (Alcantara Bridge), adını Arapça’da köprü anlamına gelen “al-kantara” sözcüğünden alıyor. Romalılar tarafından inşa edildiği düşünülen Alcantara Köprüsü San Servando Şatosu’na kadar uzanıyor.
Iglesia del Salvador
Eski bir camiden kiliseye dönüştürülen Iglesia del Salvador, Toledo gezilecek yerler listesinin mutlaka görülmesi gereken dini yapıları arasında yer alıyor. Vizigot mimarisinden izler taşıyan kilisenin 11. yüzyıldan kalma olduğu tahmin ediliyor.
Synagogue of El Transito
Magribi mimarisiyle inşa edilen Synagogue of El Transito 14. yüzyılda Yahudi halka ibadethane olarak hizmet vermiş. 1910 yılından bu yana ise bir Seferad müzesi olarak kullanılıyor. Sinagogda Seferadlar’dan kalma eserler sergileniyor.

Mezquita Cristo de la Luz
Eski Toledo bölümünün Mardum girişinde bulunan Mezquita Cristo de la Luz, İspanya’nın Müslüman egemenliğindeki döneminde inşa edilmiş. 999 yılında inşa edilen yapının orijinal adı ise Bab el Mardum Cami olarak biliniyor. Caminin besmeleyle başlayan kitabesinde caminin Musa Bin Ali tarafından yaptırıldığı yazıyor. Cami, günümüzde müze olarak kullanılıyor.
Primada Katedrali
1226 yılında III. Ferdinand döneminde inşasına başlanan Primada Katedrali (Catedral Primada) geçen yıllara rağmen görkemli yapısını korumayı başarabilmiş. Katedral, Gotik mimarisiyle inşa edilmiş ihtişamlı kulesiyle dikkat çekiyor. Katedralde 70 farklı bölüm bulunuyor ve bölümler cüz’i bir ücret karşılığı gezilebiliyor.
Toledo yazımızın sonuna geldik . Bir sonraki durağımız olan Madride devam ediyoruz.


Arabamız olduğu için Madrid´e dönmemiz çok kolay oldu yine 1.5 saatlik güzel bir yolculuğun ardından Ispanya’nın başkenti Madride vardık. Yeni yıl dolayısıyla bütün oteller çok pahalı ve doluydu uzun bir çabadan sonra şehir merkezine çok uzak olmayan ve uygun bir otel bulduk. Otele yerleştikten sonra yeni yıl kutlaması için Madrid’in en ünlü meydanı Puerta del Sol Meydanı’na geldik. Ama hüsranla karşılaştık çünkü polisler terör korkusu nedeniyle bütün sokakları kapatmış sadece tam 00:00 da havai fişek gösterisi yapılacakmış yani kısacası hiçbir eğlence yoktu.Biz oraları diğer gün için biraz keşfedelim dedik o saati beklerken. Daha sonra çok güzel ve uzun süren gösteriden sonra otelimize geri döndük. Aracımızı otoparka park etmiştik, tavsiyemiz sizde öyle yapın dışarda aracınız çekilebilir. Ertesi gün sabah erkenden uyanıp güzel kahvaltıdan sonra Kalabalık olan Madrid’i keşfetmeye başladık.
Plaza Mayor’dan başladık ile bir çok katedrali ve şehrin önemli noktalarını görme şansı bulabilirsiniz. Santa Iglesia Catedral de Santa María la Real de la Almudena, Plaza de la Villa, Plaza de Isabel II, Palacio Real görmeniz gereken en önemli noktalardan sadece bir kaçı.İspanyolca’da “Güneş Meydanı” anlamına gelen “La Puerta del Sol” şehrin en iyi bilinen buluşma noktalarından biri.Neo Klasik Dönem’in en önemli simgelerinden olan Almudena Katedrali’nin yapımına 1883 yılında başlanmış ancak politik sebeplerden dolayı 100 yıl içerisinde tamamlanmış.135000 m2’lik alanı ile Avrupa’nın en büyük sarayı olan Palacio Real, İspanyol Kraliyet Ailesi’nin hizmetinde.Gran Via ise alışveriş yapmak için birebir, bir çok mağazanın bulunduğu, Madrid’in adı gibi en “Büyük Cadde”si.
Madrid tarihi :
Puerta del Sol
Madrid’in en ünlü meydanıdır. Plaza Mayor’a yakın olan bu meydan Madrid gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer almaktadır. Yarı daire şeklindeki bu alan günümüzdeki görünümünü 19. yüzyılın ortalarında edinmiştir. Madrid’in en merkezi noktalarından olan Puerta del Sol’da birçok kafe, restoran, otel, bar bulunurken turistik, kültürel, sosyal, siyasi aktiviteler için toplanma mekanı olarak görülmektedir.Eski Madrid’i gezmeye başlayacaksanız başlangıç noktanız olarak burayı belirleyebilirsiniz. Şehrin birçok yerinden buraya ulaşım da kolaydır. Tramvayların çıkış noktası, ilk metro istasyonu olması gibi özellikleriyle de şehrin önemli bir noktasında olduğu anlaşılabilir. Madrid şehir merkezi olarak kabul edilen Puerta del Sol’de görebileceğiniz en önemli yer Casa de Correos Saat Kulesi’dir. Kulenin alt kısmındaki plakada yazılı olan “kilometre cero” da sıfır noktası ile şehir merkezini göstermektedir.


Plaza Mayor
Madrid’in en ünlü ve büyük meydanlarından biridir. Puerta del Sol’e yürüme mesafesinde bulunan meydan, Habsburg dönenimde inşa edilmiştir. Üçgen şeklinde yapılan meydan son halini geçirdiği bir yangın sonucunda almıştır. İspanyol Sivil Savaşı sonrasında “Plaza Mayor” ismini kazanan meydanda bulunan 3 katlı yapı 237 tane balkonu ile dikkat çeker. Meydan turistik bir yer olması nedeniyle kafe, restoran açısından biraz pahalıdır. Fakat meydanda oturup tarih, mimari, kültürü izlemek harikadır. Eğer meydan ve civarındaki restoranlarda bir şey yemek istiyorsanız Madrid mutfağının ünlü “calamari sandviç”ini denemeniz tavsiye edilir. Yaklaşık 50.000 kapasiteli Plaza Mayor, devlet kutlamaları, oyunlar ve boğa güreşleri için kullanılmaktaydı. Bu meydanda düzenlenen en önemli etkinlik Aziz San Isidro’nun aziz ilan edilişidir.
 

 


Madrid Kraliyet Sarayı

8. yüzyılda Madrid’de yapılan bir saraydır. Sarayın yapıldığı tepede bulunan kraliyet kalesi 18. yüzyılda yanınca onun yerine V. Felipe tarafından bir sarayın inşa edilmesi emri verilmiştir. Madrid Kraliyet Sarayı mimarisinin yanı sıra eşsiz ve görkemli iç dekorasyonuyla da dikkat çekmektedir. adrid gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alan Madrid Kraliyet Sarayı günümüzde devlet törenleri için kullanılmaktadır.

El Retiro Park
Tam adıyla Parque del Retiro, Madrid’in en ünlü ve en popüler parklarından biridir. IV. Felipe’nin sarayının bahçesinde yer alan bu parkın planlanması ve yapılması 17. yüzyıla kadar uzanır. Şehrin en sevilen parklarından olan Parque del Retiro, Madrid gezilecek yerler listenize mutlaka eklemeniz gereken yerlerdendir.Parkın tam orta noktasında El Estanque adı verilen büyük bir göl vardır ve tekne gezintileri için kullanılabilir. Parkta görmeniz gereken eserlerden biri güneydoğu yönünde yer alan Ricardo Bellver imzalı “El Angel Caido” heykelidir. Parque del Retiro içerisinde bir astronomik gözlemevi ve Palacio de Cristal ve Palacio de Velazquez isimli iki tane sanat sergisi bulunmaktadır. Bu sanat sergilerinde genellikle geçici koleksiyonlara yer verilmektedir.

Gran Via
Madrid’in ünlü ve işlek caddesi olan Gran Via, Plaza de Alcala Meydanı ve Plaza de Espana arasında yer alır. Şehrin en önemli ve kalbinin attığı yerlerinden olan caddede yüzlerce otel, kafe, restoran, bar ve mağaza bulunmaktadır. Birçok kitap ve filmde de ismen kullanılan bu cadde, büyük ölçüde 20. yüzyılda inşa edilmiştir.Üç dönemde inşa edilen Gran Via, tarihi içerisinde birkaç kez isim değişikliği yaşamıştır. Sivil Savaş döneminde diktatör Franco tarafından “Avenida de Jose Antonio” olarak isimlendirilen cadde, günümüzdeki adını 1981 yılında Lord Mayor tarafından demokrasinin gelişi şerefine verilmiştir. Caddenin inşasında modernizmden neorokokoya kadar birçok mimari tarz kullanılmıştır.



Prado Müzesi

Madrid’de bulunan dünyanın en ünlü ve görkemli sanat galerinden biridir. 1819 yılında açılan müze, neoklasik bir binada bulunmaktadır. El Paseo del Prado sokağındaki müze, adını bulunduğu yer olan “Prado”dan almaktadır. Yapılış hikayesi İspanyol kraliçesinin Paris Louvre Müzesi’ni ziyaret ederek oradan çok etkilenmesi üzerine başlamıştır. Günümüzde birçok değerli ve ünlü sanat eserlerinin görülebileceği müze, İspanyol koleksiyonlarının sergilenmesi amacıyla yapılmıştır. Prado Müzesi koleksiyonu yaklaşık 8600 tablo, 5000 çizim, 2000 oymabaskı, 1000 para ve madalya, değerli birçok heykel, mobilya, eşya barındırmaktadır. Madrid gezilecek yerler listesindeki en önemli müzelerin başında gelen Prado Müzesi’nde sergilenen eserler İspanyol, İtalyan, Flemenk ve Flaman, Fransız, Alman resmi gibi gruplara ayrılmaktadır.

Almudena Katedrali
“Kent Katedrali” olarak da bilinen Madrid’de bulunan bir katedraldir. Palacio Real’in karşısında bulunan Almudena’nın inşası 1879 – 1993 yılları arasında yapılmıştır. Yapımında birçok mimar görev almıştır ve bazı dönemlerde yapının inşası tamamen durmuştur. İnşasının bu kadar uzun sürmesinin en temel nedeni ekonomiktir.Katedral planı Papa Leo XIII döneminde yapılmıştır. Bina tamamlanana kadar katedral Jesuit College Church of San Isidro’da bulunmaktaydı. Almudena Katedrali’nin en önemli özelliklerinden biri 1993 yılında Papa Kohn Paul II tarafından vakfedilmesi ve Papa tarafından vakfedilen tek katedral olmasıdır. Neoklasik ve gotik mimari özelliklerinin iç içe kullanıldığı katedralde tavan süslemeleri ve 16. yüzyıldan kalma sunak taşı oldukça görkemlidir.
Santiago Bernabéu Stadyumu
Özellikle futbolsever erkek gezginlerin gezmekten büyük keyif alacağı Santiago Bernabeu Stadyumu, Madrid’in dünyaca ünlü futbol takımı Real Madrid‘in maçlarını oynadığı ünlü stadyumu. Stadyumda oynanacak maçlara bilet alabileceğiniz gibi diğer zamanlarda da düzenlenen stadyum turlarına katılabilir Real Madrid kulübünün müzesini de inceleyebilirsiniz.

Plaza de Cibeles
Madrid’in en ünlü meydanlarından. Centro, Retiro ve Salamanca için sınır noktasında bulunan meydan, Paseo del Prado – Paseo de Recoletos arasında yer alıyor. 1777 yılında inşa edilen ve şehrin simge yapıları arasında yapılan Kibele Sarayı burada görebileceğiniz en önemli yapılardan.

Puerta de Alcala
Madrid’in simge yapılarından biri. Plaza de la Independencia Meydanı’nın ortasında kalan kapı 1769–1778 yılları arasında inşa edilmiş. Üzerinde at nalı biçiminde üç kemer, görkemli bir alınlık ve melek figürleriyle dikkat çeken şehrin simgesi önünde fotoğraf çektirmeden şehirden ayrılmayın.
Plaza de Espana
Madrid’in en büyük meydanlarından olan Plaza de Espana, İspanyol diktatörü Franco’nun ülkeyi modernleştirme çalışmasının bir ürünüdür. Gran Via’nın batı çıkış noktasındaki meydanda Madrid Tower ve Espana Building adındaki iki gökdelen bulunmaktadır. Don Kişot ve Sancho Panza heykelleri yine burada dikkat çeken yapılar arasında yer alır.
El Rastro
Madrid’in ünlü bitpazarıdır. Calle Embajadores ve Ronna de Toledo arasında kurulan bit pazarında ikinci el giysi, antika, askeri eşya, evcil hayvan gibi birçok farklı şeyi bir arada bulabilirsiniz. Bitpazarında ikinci el giysi, antika, askeri eşya, evcil hayvan gibi birçok farklı şeyi bir arada bulabilirsiniz. Şehrin en eski yerleşim yerlerinden olan La Latina bölgesine yakın olan El Rastro’da alışveriş yaptıktan sonra bir yerlerde oturup dinlenmeniz mümkündür. Fakat kalabalıkta meydana gelebilecek yankesicilik gibi tatsız olaylar konusunda dikkatli olmanız tavsiye edilir. El Rastro’nun kurulduğu mevkide görmeniz gereken yerlerin başında barok tarzında Iglesia de San Cayetano binası ve kadın işçilerin toplu sözleşme konusunda ödün vermemeleri ile tanınan Kraliyet Tütün Fabrikası gelmektedir.
Dünya gezilerinde Ispanya olmazsa olmazlardan bir ülke olduğuna gezdikten sonra karar verdik.


 

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

 


Yorum Bırak

250 Karakterden fazla giriş yasaktır.

Booking.com